TELEFON SANTRALİ NEDİR

TELEFON SANTRALİ NEDİR? TELEFON SANTRALLERİ NE İŞE YARAR?

Santral sistemlerinin temel amacı iki nokta arasında bağlantı kurmak ve görüşme sonrasında bu bağlantıyı çözmektir. Pratikte çok sayıda uç noktasının birbirine bağlanması ve çözülmesi söz konusudur. N aboneli bir kuruluşta, N(N-1)/2 tane bağlantı hattı gerekir. Merkezileşmemiş bağlaşmada, bağlantı hatlarının her biri sadece belli iki abonenin görüşmesi sırasında kullanılır ve diğer zamanlarda atıl durumdadır. N abone sayısı arttığında gerekli hat sayısı da artacağından sistem çok verimsiz ve kompleks hale gelir. Zaten pratikte böyle bir seçenek uygulanamaz. Böyle bir yapının uygulanamaz olacağı Şekil-1de görülmektedir.

 

Abonelerin birbirine bağlanmasında daha pratik ve ekonomik çözümler arandığında merkezi santral sistemleri devreye girer. Aboneler, abone hattı denilen hatlarla santrala bağlanırlar. Santralin ana fonksiyonu abonenin isteğine göre o abonenin terminalini istediği abonenin terminaline bağlamak ve haberleşme sona erince de çözmektir. Böyle bir yapı örneği Şekil-2de görülmektedir.

Merkezi Santral

Şimdi bir telefon santralinin haberleşme kanal sayısını nasıl azalttığını görelim:

N tane abone aynı anda en fazla N/2 konuşma yapar. Pratikte bu durumun ortaya çıkma olasılığı çok düşüktür. Bu nedenle santral aynı anda N/2’den daha az sayıda görüşmeye imkan verecek şekilde dizayn edilir. Böylece santral üzerinden geçen haberleşme kanalı sayısı da azaltılmış olur. Örneğin 100 aboneli bir santralde konuşma kanalı sayısı 10 ise, 11. Çağırma isteği karşılanamaz ve arama yapmak isteyen aboneye çevir sesi gönderilmez.

Abonelere eş zamanlı konuşmalar yönünden kısıtlı imkanlar tanımak ve bunu gerçekleştirecek yapıyı kurmak, telefonculukta “imkanların paylaşımı ilkesi” olarak adlandırılır.

Telefon santralleri bunun yanında birçok farklı fonksiyonu da abonelerinin kullanımına sunmaktadır.

TELEFON SANTRALLERİNİN TARİHÇESİ

İlk telefon santrali manuel bir yapıya sahipti. Arayan abone önce operatöre çağrı isteğini iletir ve ilgili jak vasıtası ile aranan aboneye bağlanırdı. Şekil-3 te böyle bir telefon santral sistemi görülmektedir

OPERATÖRSÜZ İLK TELEFON SANTRALİ

1889 yılında Almon B. Strowger adındaki bir cenaze görevlisi kendisine telefonla çok az müşterinin ulaştığını düşünmeye başladı. Santraldeki operatörün rakip cenaze firmasının sahibinin karısı olduğunu öğrendiğinde ise bu fikri iyice kuvvetlendi. Sonuç operatöre gerek bırakmayan adım-adım  Strowger santralinin icadı oldu

Daha sonra otomatik santrallerin öncüsü cross-bar santraller kullanılmaya başlandı. Bu santraller bir bağlaşma matriksi kullanmaktadır Bunu takiben elektronik santraller kullanılmaya başlandı. Elektronik santralleri daha önceki santrallerden ayıran en büyük özelliği programlanabilir bir elektronik beyine sahip olmasıdır. Üstelik boyut olarak  eski santrallere göre çok küçülmüştür. Elektromekanik teknolojiden, entegre devre teknolojisine geçiş ile birlikte eski santraller tarihe karışmıştır.

TT santralleri ve özel santraller (PABX)

 Ülkemizdeki tüm kurumlar, TT hat ve santralleri ile birbirine bağlanmıştır. TT, bu hatlardan yapılan görüşmeler karşılığında belli bir ücret alır. Ancak bir şirket veya kurum içerisinde bir gün içerisinde bile yüzlerce, hatta binlerce görüşme yapılabilmektedir. Bu görüşmeler TT santraline bağlanarak yapılsa idi, hem sistemin kurulmasında hem de işletilmesinde anormal maliyetler söz konusu olurdu. Bu aşamada lokal özel santraller devreye girmektedir. Yani bir kuruluş veya şirket bu santrali satın alarak kendi binasına kurar. Tüm aboneler ve abone sayısından daha az sayıda TT hattı bu santrale bağlanır. Böylece şirket içindeki görüşmeler çok küçük bir kablolama ve işletme maliyeti ile halledilirken, şirket dışındaki yerler aranacağında özel santral üzerinden TT hatlarına bağlanılır.Yani bir kaç pstn hattı ile çok sayıda kullanıcının telefon kullanımı isteği karşılanabilmektedir.

TELEFON SANTRALLARININ TEMEL İŞLEVLERİ

Lokal Döngü Nedir

Her abonenin telefonu, bir merkezi santrala bağlıdır. Bu santralde bağlama, sinyalleşme ekipmanları ve telefon sistemini çalıştıran DC akımı sağlayan bataryalar mevcuttur. Her telefon bu santrala T ve R diye adlandırılan bir çift tel ile bağlanır.

Santraldeki bağlama elemanları, telefondan gelen darbe veya tonları anlayarak aranan telefonu çaldırır ve gerekli bağlantıyı kurar. Bağlantı kurulduktan sonra, devreler (dahili abone devresi) üzerinden bir doğru akım akar ve iletişim kurulur.

Şekil-4’de bir telefon makinesi ile TT santralının lokal döngü vasıtası ile birbirine nasıl bağlandığı görülmektedir. Buradaki R1 ve R2 dirençleri gerilim bölücü olarak görev yapmaktadır

Bir Çağrı Nasıl Başlar

Bir telefon kapalı iken, ahizenin ağırlığı ile çatal altı mandalı aşağı bastırılır Bu durumda lokal döngüden akım akmaz. Bu duruma “on-hook” konumu denir. On-hook konumunda iken telefon devresindeki kapasitör doğru akımı kesmekte, ancak olası bir AC akımı (zil gibi) engellememektedir.

Ahize kaldırıldığı vakit, yaylı çatal altı mandalı yukarı kalkar ve anahtar kapanır. Bu esnada lokal döngüden bir akım akmaya başlar. Bu duruma ise “off-hook” konumu denir. Santral devresi kendi üzerinden bir akım çekilmeye başlandığı vakit, ilgili abonenin  arama yapmak istediğini anlar ve bir telefon numarasını beklediğini belirtmek için aboneye “çevir sesi” gönderir. Bu anda abone numara çevirebilir. İlk rakamı takiben çevir sesi de kesilir

Telefon Aramalarında Numara Nasıl Gönderilir

Bazı telefon setleri darbe ile bazı telefon setleri ise ses tonları vasıtası ile numara gönderirler.  Telefonlardan biri kadranlı (DP), diğeri ise tuşlu (MF) telefon makinasıdır. Ancak bazı tuşlu makinaların DP sistemli olabileceğini de unutmayınız.

Darbe ile numara gönderimi (Dial Pulsing-DP): Eski, kadranlı telefonlar bu sistemi kullanırlar. Numaralar, lokal döngü akımının belli zaman aralıklarında açılıp kapatılması ile bildirilir. Örneğin üç rakamını çevirdiğinizde, telefon makinası ard arda üç defa devreyi açıp kapatır. TT santralları bu sisteme hala uyumlu olmakla birlikte, günümüzde ton ile numara bildirimi tercih edilmektedir.

Ton ile numara gönderimi (Dual Tone Multifrequency-DTMF veya MF): 12 tane tuş, duyulabilen ses frekanslarına sahiptir. Her tuş, iki değişik frekans üretir ve bu frekanslar santral tarafından anlaşılarak hangi numaraya basıldığı belirlenir. Burada çevirmeli kadran sistemi yerine tuş takımları kullanılır. 12  tane tuşun 10 tanesi 0-9 arasındaki rakamlar içindir. Diğer ikisi ise # (diyez veya kare) ve * (yıldız veya asteriks) olarak adlandırılır. Bu iki tuş, farklı amaçlar için kullanılabilir.

MF sistem, darbeli sisteme göre daha hızlı numara göndermeyi de mümkün kılar.

Telefonlar Nasıl Bağlanır

Telefon santrali abonenin çevirdiği numarayı algıladıktan sonra, aranan abonenin durumuna bakar. Eğer aranan telefonun ahizesi off-hook durumunda ise, arayan aboneye “meşgul tonu” gönderilir. Aksi takdirde aranan aboneye bir zil sinyali gönderilir. Aynı anda arayan aboneye de karşıdaki telefonun çaldığını gönderen bir ton gönderilir.

Çağrı Nasıl Yanıtlanır

Aranan taraf, telefonun ahizesini kaldırdığında AC zil akımı kesilir (zil voltajı 35-90 V AC). Bu esnada döngü devresinden DC akım akmaya başlar. Aynı anda arayan tarafa gönderilen “çalıyor” tonu da kaldırılır

Görüşme Nasıl Olur

Telefonun mikrofonu, konuşan kişinin sesini (akustik enerji) elektrik akımına (elektrik enerjisi) dönüştürür. Bu döngü akımının konuşan kişinin sesiyle dalgalanmasına neden olur. Alıcı ise döngü akımındaki bu dalgalanmaları tekrar sese çevirir.

Ayrıca konuşan kişinin sesinin bir kısmı aynı kişinin alıcısına da beslenir. Bu sayede kişi kendi sesini  duyar ve ses seviyesini ayarlar.

Çağrıyı Sonlandırma

Çağrı, taraflardan birinin ahizeyi yerine koyması ile son bulur. Döngüdeki akımın kesilmesi ile santral görüşmenin bittiğini anlar. Arayan kişi telefonu kapatırsa “ileri yönde çözülme”, aranan kişi kapatırsa “geri yönde çözülme” prosedürü devreye girer. Taraflardan biri telefonu kapattığı halde, diğer taraf belli bir sürede telefonunu kapatmaz ise kendisine “hata tonu” gönderilir.

Sinyalleşme

Arayan telefonun aranan telefona bağlanması sırasında, çağrı durumunu göstermek veya kontrol etmek amacıyla özel sinyaller kullanılır. DC sinyalleşme, ton ile sinyalleşme, dijital sinyalleşme ve ortak kanal sinyalleşmesi gibi seçenekler mevcuttur.

Ton veya analog sinyaller kontrol amacıyla ya da arayan aboneye aranan abonenin statüsünü göstermek amacıyla kullanılır. Tonlar tek bir frekanstan ya da değişik frekansların kombinasyonundan oluşabilir. Örneğin çevir sesi 350 ve 440 Hz gibi iki değişik frekansın sürekli olarak gönderilmesi ile veya sadece 500 Hz ile oluşturulabilir. Aranan telefonun off-hook konumunda olduğunu gösteren meşgul sinyali ise 0.5 sn gönderilen 0.5 sn gönderilmeyen bir ya da iki frekanstan oluşur.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir